Malta ve İzlenimlerim

26-10-2011

2010 yılı Nisan Ayında sizler için Malta' daydım! Malta'da yaklaşık 10 gün kaldığım için,sanırım görmediğim hiçbiryeri kalmadı; bu süre içerisinde Malta'da gördüğüm her yeni şey beni daha çok şaşırttı ve bu sevimli adayı daha çok sevmemi sağladı…

Öncelikle Malta gerçekten çok küçük bir ülke! Bir şehirden diğerine yürüyerek geçebiliyorsunuz! Ama gene de birbirine bu kadar yakın olan her şehrin kendine özgü, farklı bir havası var. en önemli ve ünlü şehri St Julians olmasına rağmen, ülkenin başkenti Valetta! Valetta tam bir liman kenti! Hala işlek olarak kullanılan bir limanı var.Valetta'nın kalesinden baktığınızda gördüğünüz atmosfer sizi eski yıllara götürüyor... Bunun yanı sıra şehrin içi tamamen Avrupa sokaklarını andırıyor.

Dar, taştan sokaklar, etrafında evler, meydana geldiğinizde ise etrafı pizza ve makarna kokularının sardığı, bir çok cafenin bulunduğu güzel bir ortam!

Bu şehirde kimsenin bilmediği bir diğer şey ise; şehri canlandırmak  ve belki St Julians'a rakip yapmak için deniz kenarında oluşturdukları cadde… caddede arka arkaya sıralı son derece lüx, elit barlar… barların içerisinde ise vanlı müzik etkinlikleri bile bulabileceğiniz nezih ortamları görebilirsiniz.

Valetta dışında görmeniz geerken bir diğer şehir ise Sliema! St Julians'tan yürüme mesafesi olan Sliema deniz kenarında kurulu bir şehir. Deniz kenarında yemeğinizi yiyip, içkinizi içebileceğiniz bir çok restoran, café bulunuyor. Aynı zamanda içlere doğru girdiğinizde ise birçok irili ufaklı mağazaları gezebiliyorsunuz.
Ve tabiiki en önemli şehri St Julians. Şehrin merkezinde Paceville bölgesi bütün café, bar ve restoranların bulunduğu yer. Sabahtan akşama, hatta bir sonraki sabaha kadar burayı canlı ve insan dolu görmeniz mümkün. Valetta'daki barların aksina burası daha çok barın olduğu ve her kesimden insanın geldiği yerler.  Malta'da bu bölgenin, Ibiza'dan sonra gece hayatı için en çok tercih edilen ikinci yer olduğu söylenir! Sabaha kadar eğlence devam eder; ve bardan çıktıktan sonra en keyifli şey ise, köşedeki dilim pizzacılardan bir dilim pizza yemektir! Idda ediyorum hayatınızda yediğinzi en güzel pizza burada!  J

 Malta 3 güzel şehirden mi ibaret, tabii ki hayır! Malta'ya yakın iki küçük ada bulunuyor. Bir tanesi GOZO;  buraya feribotla gidiliyor. GOZO birçok kilisenin eski yapının olduğu tarih kokan mükemmel bir ada! Adaya girdiğinizde terk edilmiş gibi görünüyor, ama gotik havasının arkasında çok farklı aktiviteler sunuyor.  GOZO ADASINDA en ilgi çekici şey;  asırlar önce, bir dizi jeolojik kayma sonucu oluşmuş ve bunun sonucunda etkileyici bir manzara ortaya çıkaran taş kemerler. Bunların  bir ayağı, derin, koyu-mavi deniz suları içinde. Buraya: Tieqa Zerqa (Azure Window) deniliyor. Ve bu taş oluşumunu görmeniz için sizi denizden küçük botlarla yakınına kadar götürüp gezidiriyorlar. Aynı zamanda etrafındaki birçok mağaraya da gene bu küçük botlarla girebiliyorsunuz. Malta'da yaşadığım en güzel deneyimlerden bir tanesi buydu!

Bir diğer ada ise; gerçekten çok küçük bir ada. Üzerinde sadece bir otel bulunuyor o da arka tarafta.  Buraya BLUE LAGOON deniliyor ve belki de dünyanın en güzel denizi burada! El değmemiş, çok sade ve temiz kalmış... suyun rengini görüdüğünüzde gözününzün kamaşmaması ve büyülenmemeniz imkansız! Buraya biraz daha büyükçe teknelerle gidiliyor ve aynı zamanda “boat tripler” de düzenleniyor.
Deniz demişken; Malta gerçekten hem çok güzel bir iklime sahip hem de mükemmel bir denize… ince bir kum, parlak masmavi bir deniz! Ayrıca Malta'dayken Blue Lagoon dışında iki farklı plaja da daha gittim. Buralar özel plajlar, ama ücret ödemiyorsunuz. Sadece etrafındaki cafelerde yiyip içtiklerinizi ödüyorsunuz. Deniz ise bizim ÇEŞME mizin denizi gibi...

Son olarak da Malta'nin “gotik” şehrinden bahsetmek istiyorum. Mdina şehri eski ingiliz kraliyet ailelerinin kaldığı, ve şu anda hala çok zengin insanların yaşadığı bir şehir. Şehrin bir kapısı var; ve içeri buraadn giriliyor. Bu kapıdan çıkan bütün arabalar da son derece pahalı ve lüx arabalar. Buraya turlar sizi genelde gece götürüyor; çünkü geceleri evlerin kapıları, camları tamamen kapanıyor ve ıssız şehirde gezmek “korku filmlerini sevenler” için çok keyifli bir hal aliyor J burada büyük bir kilise ve değiişik müzeler de bulunuyor.

Malta'da okul olarak çok fazla seçenek var; ama tecrübelerimize dayanarak bizim önelikli önerimiz şehrin merkezinde, Paceville bölgesinde bulunan EC ve ESE okullari. Benim gezisine katildigim EC okulu Malta'nin suphesiz en kaliteli okulu. Neredeyse bütün okulları gezdim ve gerçekten aradki kalite farkı çok rahat anlaşılıyor. Karşılıklı iki büyük binadan oluşan okulda sınıflar aydınlık ve rahat; giriş katında ve terasında dinlenme alanı ve cafesi de bulunuyor. EC Okulunun bütün eğitmenleri öğretmen setifikalı kaliteli hocalar ve İngiliz sisteminin uyguladığı eğitim sisteminin aynısı uygulanıyor. Okulun yurtlarının neredeyse hepsi okula yürüme mesafasinde ve St Juliasn şehrinde…

Bu da öğrenciler için arti bir avantaj olusturuyor.Malta tarihi, kültürü seven; aynı zamanda eğlenceyi de seven; özellikle yaz döneminde DENİZ, KUM, GÜNEŞ ten vazgeçemeyen ve ekonomik bir sçenek araynlar için gerçekten mükemmel bir tercih! Burada eğitim alan birisi asla sıkılmaz! Ama tamamen kendinizi eğitiminize adamak istiyorsanız da burası en doğru tercih olmayabilir J çünkü gerçekten kısa sürede yapabileceğiniz birçok farklı şey var! Malta sandığımdan çok daha keyifli ve güzel bir yerdi! Bütün öğrencilerime iç rahatlığıya MALTA' yı ve EC okulunu öneririm

Yazar
6
Zuhal Doğancı
Yurtdışı Eğitim Danışmanı

Copyright © 1994 - 2018 Karya International Yurtdışı Eğitim